Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    3,7081
    Dolar
  • Euro
    4,3622
    Euro
  • Altın
    152,909
    Altın
  • Bist-100
    107,303
    Bist-100
  • ADANA
    17/28°
    ADANA
  • ANKARA
    10/22°
    ANKARA
  • ANTALYA
    15/22°
    ANTALYA
  • BURSA
    11/16°
    BURSA
  • ISTANBUL
    17/21°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    16/21°
    IZMIR
  • KONYA
    8/21°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Belçika, madeni para basmayı bıraktı
Belçika, madeni para basmayı bıraktı
UEFA'dan Beşiktaş'a para cezası
UEFA'dan Beşiktaş'a para cezası
AB'den Katalonya açıklaması
AB'den Katalonya açıklaması
Domatese Rusya dopingi
Domatese Rusya dopingi

Tuncay ALTUN

Sınırını bilebilmek
12 Ekim 2017 Perşembe

“Ben, kendisini, her konakta, sofra başında oturacak sanmayan kişiye kul olurum.’’

Diyen Hz. Mevlana çok önemli bir noktaya temas etmiş.

Şöyle bir insan portresi çizelim: kişi kendini her şeye layık, her şeyi halledebilecek güçte gibi düşünür. Ona göre dünya o merkezli döner. O olmasa dünyanın hayatın anlamı kalmaz. O çokta güzeldir, çok yakışıklıdır.

Aynaya baktığı zaman kendisindeki muhteşemliği görür.

Dışarıda gezer, gelip geçenler hep hata doludur.

TV programı izlediğinde öyle yorumlarda bulunur ki sanki kendi profesör. Her şeyi bilir, her konuda konuşma ve bilgi sunma yeteneği vardır.

Devlet kurar, devlet yıkar.

Bir bakarsınız ordunun başında Balkanlara kadar iner, oradan da Ortadoğu’ya bir bakış atar.

Bakan olur, başbakan olur, hatta Cumhurbaşkanı olur. Enflasyonu düşürür, ekonomiyi düzeltir, ülkeyi en güçlü devletler arsına sokar.

Astığı astık, kestiği kestik olur.

Bu şekilde hepimiz bir an olsa dahi düşünmüşüzdür. Problem bunun yaşam şekli haline getirilmesidir.

Kendini böyle gören kişiler gerçek bilgi, beceri ve kapasitesini aşmış olurlar. Ortaya bir hadsizlik çıkar.

Kişi haddini hududunu bilmelidir, yaşamını ona göre yönlendirmelidir. Her konağa kendini layık görüp her sofrada yeri olduğu nu düşünmek bir ayar bozukluğudur.

Ortalık bu tür insanlarla dolu.

Siyasi partilerin içine girin bir bakın. Önüne bir bardak çay geldi mi siz izleyin bilgi ve beceri patlamasını.

Ya köy kahvehanelerine ne demeli?

Oralarda her gün devlet kurulur devlet yıkılır. Konuşanların hepsi en az bakan kapasitesinde insanlar ya…

Onlar bunun için yetiştirilmişler ya…

 İlkokulu, ortaokulu bunun için bitirmişler ya…

İki koyunu yola götüremeyen adam mandra profesörü gibi kendini göstermeye çalışır.

Maalesef toplum bu yönde.

Ben konuşulmasına, üretkenliğe, beyin fırtınasına karşı değilim. Ama söz konusu bir yerler kapmak, bir şeylere sahip olabilmek için küstahlık derecesinde bilgiçlik taslamaya karşıyım.

Bu ikisi bir birinden çok farklı şeyler. Birinde iyi niyet diğerinde ise saklanmış kötü niyet var.

Kişi bir topluluğa girdiği zaman o toplulukta bulunanların bilgi düzeyini ve ilgi alanlarını önce analiz etmeli. Susmalı ve dinlemeli. Eğer kendi alanı ile ilgili konuşuluyorsa bilgisini üslubunca aktarmalıdır.

Dinlemeyen dinlenilmez bunu unutmamak gerekir.

Kişi öncelikle vermeyi düşünür. Ama bu doğru değildir. Önce almayı becerebilmek lazım. Ondan sonra gerekiyorsa bilgiyi paylaşmak.

Hekimlerin bir masada oturduğunu düşünün. Şahıs masaya oturdu ve çok az olan sağlık bilgisini hekimlere anlatmaya çalıştığı bir manzara…

Ne kadar itici değil mi?

İşte bundan dolayı kişinin öncelikle alıcı reseptörlerini açması, haddini öğrenmesi ve buna göre davranması gerekir.

Böyle hareket eden insanlar hayatın sırrına ermiş demektir. Bunların maneviyatta da hızı diğerlerine göre daha büyüktür.

İşte Hz Mevlana böyle insanlara olan yakınlığını, samimiyetini ve verdiği değeri söylemek istemiştir.

Böyle olabilmek dileğiyle.

Selam ve dua ile. 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
İbrahim TIĞ
İbrahim TIĞ
94. YIL
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Ekonomimizde Hint yazı
Cahit AKMAN
Cahit AKMAN
Kazanırken kaybetmek
Feyzullah Aydaş
Feyzullah Aydaş
Yabancı sayısında “kafalar kumda”
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Türk futboluna ihanet
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
Atatürk için bestelenen şarkı
M. Arif DEMİRER
M. Arif DEMİRER
Yurtdışına kaçan iki yargıç olayının düşündürdükleri
Murat POLAT
Murat POLAT
İçişleri Bakanı Soylu uyardı
Ali COŞKUN
Ali COŞKUN
Atatürk’ün mektubu
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva