Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    3,8776
    Dolar
  • Euro
    4,5748
    Euro
  • Altın
    161,325
    Altın
  • Bist-100
    106,239
    Bist-100
  • ADANA
    14/26°
    ADANA
  • ANKARA
    3/17°
    ANKARA
  • ANTALYA
    6/23°
    ANTALYA
  • BURSA
    6/16°
    BURSA
  • ISTANBUL
    11/16°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    12/21°
    IZMIR
  • KONYA
    2/15°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Mugabe süre istedi
Mugabe süre istedi
Çalışan annelere müjde
Çalışan annelere müjde
Adana'da ByLock operasyonu
Adana'da ByLock operasyonu
BM'de Myanmar kararı
BM'de Myanmar kararı

Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY

Ekonomimizde Hint yazı
24 Ekim 2017 Salı

Bizim pastırma yazı dediğimiz iklim olayına Hindistan’da Hint Yazı denir. Sonbaharın sonuna doğru genellikle Ekim ve Kasım aylarında hava yeniden mevsim normallerinin üzerinde ısınır, yaz mevsimi kısa da olsa tekrar yaşanır. Bu doğa olayı Hindistan’ta halk arasındaki bir inanışla mecazi bir anlam da kazanmıştır. Gene “Hint Yazı” diye tanımlanan bu inanışa göre ölüme yaklaşan bir insan ölümünden önce kısa bir süreliğine kendini enerjik ve genç hisseder, gençliğinde yaşadığı en güzel anlarını ve olayları anımsar, o anları nostaljik bir şekilde tekrar yaşar ve mutlu bir şekilde ölür. Yani “Hint Yazı” yalancı bir yazdır, insanoğlunu gerçek dünyadan koparır, bir hayal dünyasında kısa bir süreliğine mutlu eder ve sonra da biter.

Ülkemizde son aylarda yaşanan ekonomik gelişmeler ne yazık ki Türkiye ekonomisinin bir Hint Yazı yaşadığını düşündürmektedir. İçinde bulunduğumuz yılın birinci ve ikinci çeyreklerinde ekonomimiz yüzde 5.0 dolayında büyümüştür ve bu büyümenin üçüncü çeyrekte de artarak devam edeceği tahmin edilmektedir. Bu gelişme Hükümet temsilcileri tarafından büyük bir sevinçle Hükümetin ciddi bir başarısı olarak sunulmaktadır. Ancak gelişmeler gerçekten uzun dönemli bir başarıya mı işaret etmektedir?

Siyasetçiler rakamları daima kendi lehlerinde yorumlarlar. Bu siyasetin doğasına uygundur. Ancak bilim adamları ise gerçekleri görmelidir ve görürler. Dolayısıyla gerçekler siyasetçilerin dediğinden çok farklıdır. Gelelim sadede: Evet 2017 yılının ilk iki çeyreğinde uzun zamandır yüzde 2 ile 4 arasına sıkışmış olan büyüme ilk çeyrekte yüzde 5.2 ve ikinci çeyrekte de yüzde 5.1 olmuştur. Birinci çeyrekteki yüzde 5.2 oranındaki büyümenin bir sonucu olarak işsizlik oranları Nisan Ayında yüzde10.5 ve Mayıs, Haziran aylarında arka arkaya yüzde 10.2 olmuştur. İkinci çeyrekteki yüzde 5.1 oranındaki büyüme ile yüzde10.2 oranındaki işsizliğin artık yavaş yavaş aşağılara inmesi beklenirdi. Ancak ne yazık ki açıklanan ve övünülen bu büyüme oranına rağmen Temmuz ayında genel işsizlik oranı ikinci çeyrekteki yüzde 5.1’lik büyüme sonrasında azalmak yerine yeniden yükselişe geçmiş ve yüzde 10.7 olmuştur.  İşsiz sayısı da geçen yıla göre 119 bin kişi artarak 3 milyon 443 bin kişiye ulaşmıştır. Üniversite mezunu gençlerimizde durum daha da vahimdir. 2016 yılında 24 yaş altı üniversite mezunu her 100 gencimizin 37.4’ü işsiz iken bu yıl bu oran yüzde 42.1’e çıkmıştır. Yani anlaşılan, övünülen büyüme işsizliğe çare olmamıştır.

Ekonomik büyümeden beklenen bir başka olumlu gelişme ise milli gelirin artması ve dolayısıyla kişi başı gelirin de artarak yoksulluğun azalmasıdır. Çünkü büyüme arttıkça iktisadi faaliyetler de artar ve artan iktisadi faaliyetlere bağlı bir şekilde toplanan vergi gelirleri de artar. Artan bütçe gelirleri yatırımları ve dolayısıyla da vatandaşın gelirini daha da arttırır. Ne yazık ki iki çeyrek üst üste gerçekleşen yüzde 5.0 ve üzeri büyümeye rağmen vatandaşı rahatlatan bir gelişme yaşanmamıştır. Aksine MTV başta olmak üzere son açıklanan yüzde 25 oranında vergi artışı ve zamlar vatandaşın gelirinin büyük kısmını alıp götürmekte ve yoksullaşmayı arttırmaktadır.

Bu gerçeklere rağmen 2017’de ortaya çıkan yüzde 5.0 üzeri büyüme neyin nesidir? Yanıtı açık, içine düşülen durgunluğu aşabilmek için Hükümet 2017 başından başlayarak kimi palyatif (geçici) önlemleri uygulamaya soktu. İç talebi canlandırmak için alınan önlemlerin ilki geçtiğimiz Şubat ayında mobilya ve orta segment tabir edilen konutlarda KDV oranının 30 Nisan 2017’ye kadar yüzde 8’e düşürülmesi ve beyaz eşya başta olmak üzere kimi dayanıklı tüketim mallarında da ÖTV’nin sıfırlanmasıydı. Bu uygulama 30 Eylül’e kadar yürürlükte kaldı. Gene 2017 başında uygulamaya sokulan bir diğer önlem Kredi Garanti Fonu’nun kefalet sorunu nedeniyle kredi bulamayan KOBİ’lere ve genç ve kadın girişimcilere sağlanan kredilere kefil olmaya başlamasıydı. 250 milyar TL’ye ulaşan bu kefalet ekonomimizde ciddi bir hareketlenmeye yol açtı.

Son iki çeyrekteki yüzde 5.00 dolayındaki büyümede bu iki iktisadi önlemin büyük etkisi vardır. Ancak ne yazık ki bu iki önlem de şu ana kadar esas olarak kısa dönemli tüketime dönük bir canlanmaya yol açmışlar, buna karşılık üretime dönük bir artışı yeterince canlandıramamışlardır. İşsizliği azaltacak ve böylelikle yoksulluğa da çare olacak uzun dönemli iyileşme tüketimden daha fazla üretimin canlanmasıdır. Eğer bu başarılamazsa KGF kefaleti ve geçici vergi uygulamaları ile ekonomimizde başlayan canlanma Hint Yazı benzeri geçici bir canlanma olarak kalır. Şu anda da görünen ekonomimizin geçici, yalancı bir bahar yaşadığıdır. Ekonomimizdeki yapısal sorunlara çözüm üretmeden geçici önlemlerle kalıcı bir iyileşme beklemek doğru değildir. Yüzde 5.0’lik büyümelere rağmen vatandaşın sıkıntılarının önümüzdeki dönemlerde daha da büyüyeceği anlaşılmaktadır.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Murat Aygen 24 Ekim 2017 Salı  12:09

Pardon hocam, Joe Dassin’in «Sera pareille à ce matin aux couleurs de l'été indien» nâmesini hiç dinlemedin mi? O dediğin mevsim Hindistan’da değil, Kristof Kolomb gelmeden önce Amerika kıt'asında yaşanırdı.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
Cahit AKMAN
Cahit AKMAN
Kömür havzasında bekleyiş
Harika ÖREN
Harika ÖREN
Gelecek yazılımlarda
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Atatürk ve Erdoğan
Mustafa BALKIZ
Mustafa BALKIZ
Mirası reddettim yetim aylığı bağlanır mı?
Güran TATLIOĞLU
Güran TATLIOĞLU
Arjantin’de son tango
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva